Ulaşım Bilgileri

+90 555 838 8188

hayatiminalfabeiledansi@gmail.com

Konak İzmir

Tüm Hakları Saklıdır 

HayatiminAlfabeİleDansi 2019

Desgned By: Tunç Yenihayat

Zaman Aktıkça Trafiği Akmayan İzmir

En son güncellendiği tarih: 30 Kas 2019

Teknoloji ne kadar gelişir ise gelişsin insan oğlunun yegane emeli sonsuz yaşama ulaşmak olmuştur. Hatta bunu Harry Potter’in ilk kitabı olan ‘Felsefe Taşı’ bile sonsuz yaşamı bir simyacı icad ediyor ve korunması için Hogwarts okuluna gönderiyordu.


Sonsuz yaşam bir çok filme konu olsa da , beni en çok etkileyen bunun gelecek de ki versiyonunu anlatan , hem zaman da hem de uzay da yolculuk yapabilen T.A.R.D.İ.S. ve onun sürücüsü olan ‘Doctor Who’ olmuştur. 50 yıllık geçmişe sahip olan ve dünyanın en uzun bilim kurgu televizyon dizisi olma alanınına da sahiptir.




Günümüz gerçek dünyasına döndüğümüz de ise insanlığın 'zaman' la olan bu yarışına, insanoğlu zamanı durdurarak başlamıştır. Mevcut icadı zaman durdurucu olarak düşününce garip geldiğini düşünebilirsiniz . Ancak konuştuğumuz icat şu an herkesin cebinde birer adet olup, hatta zamanı an da durmaya ek olarak geçmişte ki bir akışın, bir kısmını durdurmayı dahi başarabiliyor. Sıkı durun, bu icadın adlarını paylaşıyorum. Biri Fotoğraf makinesi diğeri ise Video kamerasıdır.


Paragrafın başında heyecanla okumaya başladığınız, sonunda ise bunun sadece bir fotoğraf makinesi ya da video kamerası olduğunu öğrenince yüzünüzde hafif bir gülümse olduğunu görür gibiyim. Ama teknoloji ilerledikçe bazı icatları hafife alıyoruz . E tabi bloğum için de biraz tanımını değiştirince, nereden nereye bağlanıyor konu. Ama bu da benim çocukluğumdan bu yana en sevdiğim oyundur. Var olanı farklı tanımlayıp, sonunda basit bir gerçekliğe çıkarmak . Zor konuyu anlatmak için gayet başarılı bir teknik. Tavsiye ederim.


Benim bu hafta ki konum ise video üzerine hatta Yeşilçam üzerine, hala arada açar izlerim. Ve birçoğunuzun benimle aynı düşünce de olduğu kanısındayım. En çok da Hababam Sınıfı’nı severim. Yeşilçam sayesinde birçok karakter ve diyalog hayatımızın bir yerlerine girmiştir. Yeri geldi espri konusu oldu yeri geldi vizyonumuzu oluşturdular.Ama bunlardan bir tanesi var ki, bilmeyeniniz yoktur. ‘Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı’.


Bu söz, hiç bir zaman beni ifade edemedi. Her zaman şükürler olsun ki para konusunda sıkıntı çekmedim. Ailem ilk evlilik yıllarında yokluk çekse de bana yaşatmadılar. Okul hayatım boyunca her zaman en iyi okul malzemeler, ek kurslar ve dershanelere gönderildim. Hani derler ya ‘hayata bir sıfır önde başlayanlardansın’ bu benim için az bile gelirdi. Ben en az dört sıfır önde başlamışımdır. Yani fakirliği bilmem. Cem Yılmaz’ ın da bir esprisinde söylediği gibi ‘biz havyarı elle yiyecek kadar fakirdik’. Amacım fakir edebiyatı yapmakta değil, hiç bir zaman da olmadı.


Üniversiteyi kazanmak, her zaman bir başarı olarak görülüp, kazananın hayatının kurtulduğu düşünülür. Benim üniversite başarım ise şahsıma ait bir otomobil alınmasıyla kutlandı. Ailem doğduğum büyüdüğüm yer olan İzmir’de üniversiteyi kazanmam halinde, otomobil sözü verdiler. Ve sonra o sözü tuttular. Hem de yeni otomobil alındı. Öyle üstü açık sportif değildi belki ama fıstık yeşili minik bir taneydi. Ve hala bakımlarını yaparak kullanırım. Hele günümüz faiz oranlarında sıfır arabayı bırakın motosiklet bile almak zor. Ama karanlık her gecenin ertesi günü her zaman güneş açar. Moraliniz ve hayalleriniz düşük tutup, potansiyelinizi görmezden gelmeyin. ‘Gerekli güç damarlarınızda akan kanda mevcut’ diyen Atatürk’ ü ise hiç ama hiç unutmayın.


Otomobilim ilk 2011 yılının haziran ayında elime ulaştı. O tarihten bu güne kadar tam 8 yıl olmuş. Bir çok maceram oldu ama hepsi şehir içindeydi. Maksimum uzun yol olarak Datça’ya yani İzmir’den sonra ikinci aşkıma yolculuk yaptım kendisiyle.


Evim ile okul arası tahmini 10 km olup, araçla beş dakika sürer ve çok rahat ulaşım sağlardım. Ama son yıllar da hissedilir bir artış var şehir trafiğinde. Özellikle son beş yılı düşünüyorum da, İstanbul’ u aratmayan bir trafik var güzelim şehrim de. Şu an aktif ticaret yaşantım da çeşitli sebepler ile yoğun saatler de yola çıktığımız zamanlar oluyor. Ve kontak kapatır hale geldiğimiz tarik yoğunluğuyla karşılaşıyoruz.



Buna sebep olarak sanırsam , Türkiye’ye gelen toplu göçün yanı sıra çeşitli siyasi sebepler ile yaşam tarzı olarak İzmir’in tercih ediliyor olması da olabilir. Mesela hiç ihtimal vermediğim ama şu an merkezinde bir den çok dikilen gökdelen konutlarımız oldu ki , bedava verseler oturmam. O paraya bahçeli havuzlu villa alınabiliyor, hem de şehir merkezinde .Ama sanırsam tercih ediliyor ki halen yapımı sürenler var.


Diğer bir sebepte İzmir’in planlamasında ,şehrin bu kadar hızla göç alabileceğinin hesaplanmaması da olabilir. Neden diye düşünürsek, 2000 yılında Metro hattı üzerine ekstra hatlar yapılmaması sadece uçlarına bir kaç durak eklenmesi olup, izban gibi bir banliyönün TCDD ile aynı yolu kullanması sebebiyle şehir yoğunluğuna yanıt veremiyor olmasıdır. Ama ya tramvay yapıldı dediğinizi duyuyorum ama o da farklı bir açmaza sebep oldu. Eski bir tramvay çalışanı olarak Karşıyaka’da ki hat sadece sahil gezintisi yaptırıp, Konak bölgesinde ise zaten durma noktasına gelen şehir merkezi trafiğine tanesi 33,5 metrelik tırlar sokmaktan öteye geçemedi.


Konak bölgesine keşke tramvay gibi ağır yavaş bir çözüm yerine, biraz daha zahmetli olan metro hattı döşenseydi. Yapım süresi hem zor hem uzun biliyorum. Ama mevcut trafiği azaltır, araba yolu için kullanılan alan bisiklet ve yürüyüş yolu olarak güncellenebilirdi. Şu an ki bisiklet yolu sadece sahilde, kordonu gezmeye çıkanlar için tasarlanmış gibi adeta. Şehir içi ihtiyacının yanından bile geçmiyor. Aktif bisiklet kullandığım yıllar da bisiklet yolunu tercih etmeyip, şehir trafiğinden giderdim. Tehlikeli olduğunu bilirdim ama daha hızlı ulaşım imkanı sağlıyordu.


İnsanlık tarihinin ilk günden itibaren zaman ile soğuk savaş yaşadığı dünya da ,ulaşım gibi rutin bir ritüel ile zaman kaybı yaşamak endişe verici. Her ne kadar mizansen olarak söylesem de ‘Trafikte tek rakibimiz İstanbul’ , son 5 yıllık süreçte rakiplikten düştü maalesef. Sebep olarak kent nüfusu artışına zamanında doğru yanıt verilemesinden kaynaklı olduğunu düşünüyor ve yazım boyunca da bunu açıklamaya çaba sarf ettim. Umarım mevcut bloğuma yerel yönetim kayda değer bulur .

Son olarak yeni belediye başkanı olan adaşım ‘Tunç Soyer’ ulaşım ve benzeri bir çok konu hakkında bizzat katıldığı ve şehir toplantılarını halka açık şekilde düzenleyerek, İzmir halkından fikir alıyor olması çok hoş. Ancak bunu da hafta içi ve mesai saati içinde yapması maalesef trafiği aktif kullanan kısmın fikir belirtmesini engelliyor.


Anlaşılan bu toplantı ve benzeri organizasyonlara emekli olunca katılabileceğiz . Sonra herhangi bir İzmir yöneticisine ‘İzmir emekliler şehri ‘ denilince kırılıyormuş. Halbuki iki dakika şehir toplantı ve saatleri çizelgesine baksa sebebini çözebilecek.

Beni okuduğunuz için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Umarım hayatınıza minik de olsa yeni bir bakış açısı eklemişimdir.


Saygılarımla;


Tunç Yenihayat

23 görüntüleme
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now