Günah Çıkarma Deneme : Kimim ki ben?

En son güncellendiği tarih: 16 Kas 2019

İnsan çevresinde ki 5 kişinin ortalaması bir birey olur diye tez okumuştum. Ve bunun doğruluğuna inanıyorum. Çünkü bu beş kişi tarafından eleştirilince, istemeden de olsa o yöne doğru bir eğilim gösteriyor insan. Benim hayatımdaki 5 kişiye gelince, bunlar Elon Musk, Barış Özcan, rahmetli Tesla vb diye ilerlemek isterdim ama değil. Daha doğrusu benim sabrım şahsen düşük olduğu için çevrem de bu kadar insan tutmak için enerji harcayacağıma, kişisel gelişime önem vermek daha kolay geliyor. Tembel olmak zor zanaat .


E insan denilen canlı sosyal bir varlık, ne yapıyorsun tek başına derseniz. Bende kalıtsal genlerin artılarını kullanıyorum. Yani çekirdek ailemden anneme kitliyorum tüm sorumluluğu. Yaşasın kötülük. Ha ha ha .


Daha önceki metinlerimde de annemden bahsetmişimdir. Kesin ana kuzusu diyenlerin oranı artıyordur. Kabul anamın minnak kuzusuyum kardeşim. İçinizden anne senin her metnini beğenir ne de olsa anne o diyorsunuz, haklı da olabilirsiniz ama atladığınız bir takım şeyler var. Öncelikle bu anne dediğim kadın, 2006 yılında lisans, 2016 yılında yüksek lisans bitirmiş bir ‘Ressam’ . Ressam olunca perspektiften tutun bir çok bakış açısı tarafından donatılmış oluyor. Ve her sene birikimleriyle kendine yeni bakış açıları eklemek için farklı ülkeler de, bir ay da olsa yaşamaya gidiyor. İki sene önce malta ve barselenodaydı. Bu günlerde ise Üsküp (Kuzey Makedonya göçmeniyiz) de.


Girişle ortamı hazırladığıma göre gelişmeyle damarlara adrenalin basalım biraz. Geçen hafta ki yazımda özgünlüğün tanımını, dışlanmayla oluşan bir kavram olarak betimlemiştim. Neden ‘mişim’ diyorsanız ben yazarken düşünmem ve kelimeler akar gider. İşte burada eleştirilmenin faydaları devreye giriyor. Validem ise bunu ilginç bulmuş. Kendisinin ‘yalnızlık’ diye düşündüğü şeye ben ‘özgünlük’ demişim. Sebebi için de mevcut metinimle karşınızdayım. Ta ta ta taaaaa.


Dışlanınca evet önce bir yalnızlık geliyor. Kamuya açık alanlar da yalnız gezmek olsun bir mekana gidince ‘yalnız mısınız?’ sorusuna evet cevabını veriyorsunuz. Bildiğin o damsız girilmez denilen mekanlarda sap olduğun için(erkek birey olmamdan ötürü) giremiyorsun. Ve bir bar ve restaurant da en köşe en ıssız masaya atılıyorsun, halbuki herkes ile aynı parayı ödüyorsun ama mekan sahibi bunu görmezden geliyor.


Ama zaman geçtikçe, istediğin kıyafeti giyip, istediğin yemek ,istediğin kitap, istediğin sinema cümlenin nereye gittiğini farkında mısınız? Evet , evet oraya doğru gidiyor. Yani özgürlüğe ve kendinizi tanımaya. Tabi buraya gelene kadar bir bunalıma girip, alkole dalıp, çıkmamak da var . Ama kendinize güvenin , bedeniniz bir gün içinde görmediğimiz binlerce tehditle savaşıyor bunu da kazanacaktır. Ve sonunda özgürlüğün verdiği kendini tanıma faaliyeti sonucu, özgün bir birey oluyorsun. Bir nevi aydınlanıyorsun. Ve bunun için çakra açma etkinliklerine gidip seans başına 3000 tl ödemeden, bedavaya.


Özgünlüğü mühendisliğe giriş 101 dersi olarak düşünebilirsiniz. İşte sonrasında başlıyor cümbüş. Mesela beni biliyorsunuz zaten. Blog sayfası açtım. Yazmaya başladım. Sonra açık öğretim kaydımı yeniledim. Sonra bir proje daha var ama onda tam istediğim aşama da değilim. Olunca bangır bangır bağırırım. Bununla ilgili bir çok örnek var. Şu anne dediğim kadın ressamlığa başladı mesela. Evet, o da hayatında bir dönem de yalnız kaldı. Bunu daha da örneklendirip , yazıyı ucuz kişisel gelişim kitabına çevirmek istemiyorum. Ya da 'GORA' da ki Garavel usta olmak istemiyorum, ‘seçilmiş insansın sen, bul beni’ misali.


Yazı bütünlüğünü korumak ve sonuca bağlamak için metini tekrar tekrar okuduğumda fark ettim ki. Aydınlanma dediğimiz şey aslında, içimizdekini dışarı çıkarma fırsatı olduğunu gördüm. Hani yalnız kalınca kendin olmaya daha çok vaktin oluyor ya, o ara iç sesini yani kendini dinlediğimizi düşünün. O herkes olmak için kendimizi kılıktan kılığa sokmanın verdiği işkenceden kurtuluyorsunuz bir nevi.

Toplumdan dışlanmamak ve toplumun bir bireyi olmak için olmadığınız maskeler takmanız ve dışarıdan gelen ses olan toplumu dinlemekten, kendi öz sesinizi bastırmaktan bahsediyorum. İşte bundan ötürü dışlanmanın tadını çıkarın ve bırakın bunu toplum yapsın size. Kanser olup da , hastane yatağında kanserle mücadele ederken ki yalnızlıkla değil. Sağlıklı iken kendinizi dinlemeye fırsat verin. Pişman olmayacağınızı garanti veriyorum. Ve toplum içinde istediğiniz gibi yaşamakta sizin bonusunuz olsun.


Hafif talimat verici bir yazı oldu affedersiniz ama cidden yazarken düşünmemek daha verimli yazmama sebebiyet veriyor.


Saygılarımla;

Tunç Yenihayat

0 görüntüleme

Ulaşım Bilgileri

+90 555 838 8188

hayatiminalfabeiledansi@gmail.com

Konak İzmir

Tüm Hakları Saklıdır 

HayatiminAlfabeİleDansi 2019

Desgned By: Tunç Yenihayat

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now