Ulaşım Bilgileri

+90 555 838 8188

hayatiminalfabeiledansi@gmail.com

Konak İzmir

Tüm Hakları Saklıdır 

HayatiminAlfabeİleDansi 2019

Desgned By: Tunç Yenihayat

5 Yıl Sonrasını Bilmiyorum Ama 35 Yıl Sonrası Düşündürücü

5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun sorusuna denk gelmeyeniniz yoktur diye düşünüyorum. Üniversite de insan kaynakları okuyup, amca veya akraba ile işe alınan tüm ik’ ların standart sorusudur. Bu soruya yanıtım her zaman kendime has olmuştur , o sayede kendi şirketimde çalışıyorum. Sintine suyuna girmemek işime yaradı bi nevi.


Benim değindiğim deneyimlerce 5 yıl sonrası, tamamen sana bağlı aslında. Yani aynada gördüğün insan ve onun okudukları,yaşadıkları, öpüştükleridir . Aslında 5 yıl sonraki seni, sen yapan. Yani sana armağan edilen bugün de ne yaparsan, 5 yıl sonra o sen olacaksın. Gora da ki garavel usta çıkıp, sen seçilmiş insansın demesini bekleme. Valla ben bekledim ve 29 yaşındayım.


Bu günlerde sen ne yapıyorsun diye sorarsanız ki niye sorasanız? Ama unutmayın burası benim Cumhuriyetim ve siz de bu soruyu soran kişilersiniz. Ben bugün değil de aslında üniversiteden beri hiçbir şey yapmıyorum. Böyle ne yüzey ne de dipteyim. Ortalarda takılıyorum. Hani Antalya da ilk kez rus turist gören bir ergen misali. Ne yanaşıyorum, ne kaçıyorum. Ha işte öyle mal mal bakıyorum hayata.


Bu gün duyumlardan gidiceğiz hazırlıklı olun. Ve ‘dibe vurmayan, yüzeye çıkamaz’ lafıyla devam edelim. Yalnız son zamanlarda web sitemi tanıtan çok fazla kartvizit dağıttım. Umarım okumuyorlardır. Okunmak beni gerdi. Konumuza dönersek, dibe vuramadım bi türlü. Mezuniyetimin 2013 olduğu düşünülürse ben o tarihten itibaren nötr de kaldım. Ara segment araba gibi, ne oraya ne buraya misali.


Bu durum belli bir yerden sonra yormaya başladı tabi. Kişisel gelişim kitaplarını ticari bir ürün olarak gördüğüm için, ben de yaşam felsefelerine başladım. Japonyanın sosyo-ekonomik gelişimiyle ilgilenen biri olarak. Japon kültürüne sığındım ve yardımcım da İkigai oldu.


İkigai aslen bir zaman dilimini ifade eder. Söz konusu uğraş sırasında zamanda drift yapmak.Hani bir filme gidersiniz ve o film alır sizi götürür ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız ya. Bu bahsettiğim durum da o. Japonya ‘da ortalama 95 yaş yıl yaşayan köyde ki, insanların yaşam biçimlerini ve ikigailerini inceledim. İkigai dışında çeşitli felsefeleri de mevcut. Bunlar sağlıklı beslenme, normal düzeyde spor yapmak( spor salonuna gitmek değil) , sosyal bir hayat dahil olmak üzere ve daha bir çoğu mevcut. Çünkü mevzu bahis köyde 95 yaşının üstünde 3-5 kişi değil, bir grup var. Sonuç olarak bu kişilerin çoğunluğu, şu düşüncede ortak kalıyorlar. Arkadaşlarınızla ortak zaman geçirin ve eğlenin. Zurnanın düt dediği yerden selamlar.


Nereden çıktı şimdi bu şu zurna derseniz eğer, son günlerimden çıktı vallahi. 15 ‘lik ergen gibiyim. 'Banane kimse olmasın hayatımda' diyerek, bir çok kişiden kaçar oldum. Sonrasında da sabahları uyanmak için bir sebebim yok diyorum. Meğersem ikigai felsefesine göre kafama sıkıyormuşum. Bende bu sebepten hemen bir sosyalleşme programına baktım. Ve yakın tarihte bir belgesel gösterimine gittim. Ve motor, neler oldu neler diyerek içimde ki Televole yi canlandırıyorum.


Belgesel konusu ve yeri hakkında bilgi vermek istemiyorum. Çünkü mevcut yazımla ilgili kendilerinden izin almadım. Telif hakkı ve emeğe saygı lütfen. Belgesel kendince başarılıydı ama bence biraz rutin ve sıkıcıydı. Hafif içim bile geçti. Şahsım adına ufak tefek, eksiklikler gördüm ve paylaşmak için belgeselin bitip, yönetmenin de söyleşisinin bitmesini bekledim. Grup önünde konuşmayı sevmeyen biri olarak, genelde etkinlik sonu konuşmayı tercih ederim.


Etkinlik sonu benim gibi birkaç arkadaşı daha buldum yanımda. Beklemeye başladık ki, bekleme anında önümüze geçen onlarca insan vardı. Bir yerde bekleyen bizi, görmelerine rağmen önümüze atlayan insanlar. Günümüzde saygı biraz azaldığını düşünebilirsiniz ama bunu yapan kişilerin 65 yaş grubu ve üstü olması açıkçası hayret verici.


İkigai felsefesinde insanın bir uğraşı olursa ömrünün uzayacağı , bu sebeple yaşam enerjini desteklemeniz gerektiği yazıyordu. Bu sebeple toplumumuzca emekli yaşı denilen grubun bu kadar aktif olması umut verici. Ama orada bir sıra var, insanlar var. İçinizdeki heyecan için öne atlayıp her lafa girmenin neresi doğru. Belki 20 dk bekledim ve yanımdakiler çoktan gitti. Bende 30’a merdiven dayadığım için biraz daha sabırlı kaldığım düşüncesindeyim.


Ama o mevzu bahis grup hiç bitmedi. Ve en sonunda bende ‘düşüncelerimi mail atarak bildiririm’ dedim ve ayrıldım. Özgürlüğün tanımı, bir başkasının özgürlüğünü engellemediği sürece geçerli olduğunu biliyorsunuz. Ama burada ki konu özgürlük değil bencillik. İzleyici kitlesinin çoğunun deneyimli ve toplumun ayan kesiminden olduğu konusunda hem fikirim ama bu sizi bir tık ileriye götürmez. Saygı, yaşla başla olmaz tavırla olur. Buna üzüldüm ki bir benzerini tramvay ve metro da yaşıyoruz. Duraklarda inenlere öncelik verilmesi gerektiği anonslarına rağmen, beni içeri tıkan o kadar çok aynı grupla karşılaşıyorum ki, toplu ulaşımda araçtan çıkmak için kaba olmaktan başka şansım kalmıyor. Tabi kaba olunca da laf hemen hazır ‘yeni nesil gençlerde yaşlılara hiç saygılı değil, bizim zamanınızda böyle miydi?’


Bu konuyu daha çok uzatmak istemiyorum çünkü belgesel etkinliği öncesinde her cumartesi farklı ve özgün kitaplar için gittiğim ‘kenar kitabevi’ olan, ikinci el kitapcımda yine aynı yaş grubunda bir yazar ile karşılaşmam, çok farklı boyuttaydı. Kendisinin kim ya da hangi eserlerin yazarı olduğu hakkında bilgi paylaşamıyorum, üzgünüm. Kendisi özellikle istemedi. Malum ülkemizde kendi fikirleri dışında her fikri üretene terörist denildiği, bir algı mevcut.

Belgesel öncesi, kitabevindeki yazar, yazdığı konular olsun. Güncel hayat olsun . O kadar bilgi doluydu ki. Aramızda ki diyalog belli süre sonra. Her şeye ‘hıı’ ya da ‘evet’ dediğim bir diyaloğa döndü. Nedeni ise buram buram resmen cahillik kokuyor olmamdı. Her ağzımı açtığımda o hissiyat, her yanı kaplıyordu. Ama merak etmeyin bu kötü bir şey değil. Tam tersi benim ikigai’m oldu. Daha okumam gereken binler hatta milyonlarca kitap var ve ben uzun süreden sonra ilk kez sabırsızlandığımı hissettim.


Bu günün anlam ve önemi için bir şeyler karalamaya gerek yok. Çünkü ben bir yazar değilim hele bu gün ki kenar kitabevindeki yazarı tanıdıktan sonra. Ama şu kadarını söyleyebilirim. Lütfen birilerinin sizin yaşınıza olan saygısını kendi üzerinize alınmayın.


Not: Metindeki hitap edilen grup , belli yerlerde görülen sınırlı sayıda kişiyi kapsamaktadır. Lütfen yazımdan tüm kesimi aynı kefeye koyduğumu düşünmeyiniz.


Saygılarımla;


Tunç Yenihayat

11 görüntüleme
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now