Lamborghini De Eskiden Traktör Üretiyordu

İnsanoğlu olarak sosyal canlılarız. Her birimiz şehirlerde yaşamasak ta topluluklar halinde yaşıyor ve büyüyoruz. Arkadaşlıklar ediniyor, bu arkadaşlıklardan dostluklar kuruyoruz. Eğer şanslıysak kalbimizin diğer yarısı aşkımızı buluyoruz. Ve minik tatlı aile olarak devam ediyoruz. Tabi hayatının aşkını bulduktan sonra çocuk yapmamakta bir seçenek ve gayet doğal. Kimsenin hayatına karışmak ya da yorum yapmak benim dâhil kimsenin haddine olmamalı.


Aşk dışında da dostlarımız hayatımızda önemli değerlere sahip olduğunu düşünüyorum. En sevdiğim özelliği ise ‘dostun acı söylemesi’ . Sebebi dostun bir dış gözlemci olarak bizi eleştirmesi üzerine hayatımıza daha adil bakıp bu konu da kendimizi geliştirebilme şansımız.

Yalnız yazarken fark ettiğim üzere bizim kültürümüz de, dost demek iyi arkadaşın tanımı haline gelmiş. Şahsım adına dost demek, seni yönlendiren hayatına değer katan olmalı. Ve sürekli iyi yanda da olmamalı.


Size sürekli iyisin, güzelsin, akıllısın diyen biri bence değerden çok köstek olur. Bunu daha çok güçlü liderlerin yanındaki kişiler de görüyoruz. Hatta yanındakilere halk ağzında şakşakçı dediğimiz olur. Tabi bunda kişinin de suçu yok değil. Öz güveni düşük olması sebebiyle negatif insanlardan uzak durup, şakşakçılara öncelik veriyor. Bu kişiye medya da büyük bir örnek var ama bu gün ki konumuz kendisi değil.


İyi arkadaşın köstek muhabbetine örnek olarak ‘Beyazıt Öztürk’ ü verebiliriz. Kendisi ‘R’ harfini söylemeyen biri. Bu sebeple radyoculuk kariyerine başlar iken yakın dostları tarafından yapamayacağını düşünülmüş. Ama buna rağmen Beyazıt başarmış. Önce mahalli bir radyo, sonra İstanbul’ da daha büyük radyo derken en son da televizyonculuğa başlamış ve sonuç karşınızda. Hatta kendisi de bir sözünde ‘iyi dostlukların zaman geçirme konusunda iyi ama kariyer konusunda iyi olmadıklarını’ ifade etmişti.


Benim ana konum ise aslında kötü dostluklara üzerine kuruluyor. Daha öncesinde araştırmalarım sonucu öğrendiğim ama bu yazıyı yazmadan önce emin olmak için bakıp ve emin olduğum diyalog. Ferruccio Lamborghini ve Enzo Ferrari arasında geçiyor.

İki karakterimizde aynı ülke çocukları. Ülke tabi ki de söz konusu motor sporları dediğimizde dizayn olsun teknoloji olsun adını her zaman ilk sıraya koyan İtalya. İkinci dünya savaşında almanya ile çıktığı yolda umduğunu bulamamış. Hele ki Yunanistan kuşatmasında resmen çuvallamış bir akdeniz ülkesi.


Karakterlerimizden Ferrari markası bildiğiniz üzere yarış otomobilleri üzerine bir ikon olmuş. Tüm dünya yarış arabası dediği zaman Ferrari ‘den başka bir isim bilmediği zamanlar da, Ferruccio Lamborghini fakir bir çiftçi babanın oğlu ama kendisi de boş biri değil. Çiftçilere çözüm ortağı misali, icatlar satan bir girişimci. Ve otomobillere de ilgisi var. Kendi arabasını modifiye edip, yarışa katılıp kazanmışlığı bile var. Ama bir kaza sonucu pistlere veda edince, kendine traktör fabrikası açmaya karar verir.


Traktör konusunda sağlam ve başarılı bir üne sahip olması sonucu zenginleşince kendisine bir Ferrari otomobil satın almasıyla iki karakterimizin hayatları kesişir. Daha öncesinde de yakın olmasalar da arkadaşlıkları mevcuttu zaten. Ferrari otomobilin debriyajında çözümlenemeyen bir arıza olması ve servisten çıkamaması sonucu. Ferruccio Lamborghini kendi traktör fabrikasında bir çözüm bulur ve bunu Enzo Ferrari’ ye anlatmak için makamına çıkar. İki saat kapıda bekletildikten sonra odasına girip, durumu anlatır. Enzo Ferrari ise’ kendi aracında bir sorun olmadığını kendisinin yarış otomobillerden anlamadığını’ bu sebeple sürücü olduğunu ileri sürer.


Bunun üzerine Ferruccio kendi yarış otomobillerini üretmeye karar verir ki şu an ki Lamborghini markası doğar. Amacım size Lamborghini markası arabalarının ne kadar süper olduğunu yazmak değil. Burası otomobil inceleme sayfası değil. Ancak hayatımıza aldığımız insanların hepsinin bizi desteklemesi hoş bir şey olarak hissettiriyor olabilir. Ama sizi bir şeylere zorlama ya da kamçılama konusunda, sizin huyunuza gitmeyen kişilerin daha etkili olduğunu anlatmak istiyorum.


Mevcut blog sitemi açma konusunda bende negatif yorumlandım. Hatta eski bir iş yerinde negatif durum sonucu yazdığım savunmamı beğenmeyip, ‘ sen üniversite mezunu olduğuna emin misin?’ lafını yediğim bir yöneticim de olmuştu. Bu tipler hayatınızda her daim var olacak. Önemli olan bu kişilerden çıkardığımız ders ve bakış açımız.


Son söz olarak ‘sadece hayal edin ve o hayal doğrultusunda yürüyün’.


Saygılarımla


Tunç YENİHAYAT

0 görüntüleme

Ulaşım Bilgileri

+90 555 838 8188

hayatiminalfabeiledansi@gmail.com

Konak İzmir

Tüm Hakları Saklıdır 

HayatiminAlfabeİleDansi 2019

Desgned By: Tunç Yenihayat

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now