Gelişmiyoruz, Asimile Oluyoruz Adeta!..

En son güncellendiği tarih: 30 Kas 2019

Nerede o eski bayramlar muhabbetini duymayanınız yoktur sanırsam. Hep bir eskiye özlem ya da dönüş ukdesi vardır ya hatta bundan para kazanmaya çalışan dizi sektörümüz bile oldu. 80’ ler ve

90’ lar gibi ama iyi ki de vardılar. İzlemeye doyamamışımdır. Peki ya neydi bu eski bayram ya da yaşam tarzı.


Alım gücünün şimdiye göre düşük olduğu zamanlardı. Her evde bir televizyon olamayıp, mahallelerde en az bir ya da iki evde bulunabilirdi. Bunlardan biri de annemlerin evindeymiş. Sebebi bizimkilerin tabi ki de Sabancı holding ile iş ortağı olması kaynaklı olmayıp, tamamen dedemin Almanya’da çalışmasıymış.


Böyle bir ortam hayal ettiğinizde herkes iç içe, yan yana ve tüm mahalle birbirini tanıma imkânı buluyormuş. Ekonomik koşullar sonucu herkesin bireysel eve çıkamayıp baba evlerinde yaşama dönemlerinden bahsediyorum. O zamanlar bilgisayar ve internetin yaygın olmamasıyla birlikte bilgi birikimi nesilden nesile, babadan oğula aktarılıyordu. Bunun sonucu olarak yaşlılara saygı ve hürmetin hak ettiği yer de olduğu dönemlerdi. Maalesef şimdi bundan çok çok uzaklarda.

Düşünüyorum da güzel yıllar aslında hayat şimdi ki gibi el yakmıyormuş. Bugün evlenme masrafının yanında yeni ev tut,eşya döşe, taşın, ısınması, soğuması ölme eşşeğim ölme. Mevcut durum tabi ki de konut talebinde ki artışa sebep oldu ki bu da yazımın asıl konusu olan betonlaşma sorununu ortaya çıkardı. Sadece betonlaşma olsa yine iyi, gelişen teknoloji ile herkesin, herkese anında ulaşması bir nevi herkesin herkes olmasına sebebiyet verdi.


Son iki yıldır hem eski bayramları hatırlamak hem de gezeyim göreyim diye babamla doğu illerimizi gezmeye başladık. Bu bağlamda ilk turumuz babaannemlerin Bulgaristan’dan ilk göç ettikleri Yozgat idi. Oradan babamın askerlik yaptığı il olan Erzurum’ a hazır buralara gelmiş iken de Kars’ a geçmemek ayıp olurdu. Ve son durağımız Ani antik şehri oldu. Smyrna’ dan Ani’ye tam 1750 km yol kat ettik. Otobüsle zor olsa da iyi ki yapmışım dediğim bir anım şu günlerde. Bir sonraki bayram ise yine otobüsle izmir-Gaziantep-Şanlıurfa-Mardin-Diyarbakır olarak sonlandı. Sonrası için ise Allah büyük.


Bu gezimiz boyunca türlü insanlar, kültürler, doğa harikaları görebilme ve diziler de gördüğümüz kültürlerin gerçeklerini yaşama şansımız oldu. Ve bu gezi bana yazmak için bir sürü malzeme verdi ki, bu serüvenin ilk yazısıyla karşınızdayım. Kod Adı Mardin.



Mardin turumuzun üçüncü şehri ve durağıydı. Gitmeden önce birçok arkadaşım tarafından gitmem gereken kliseler, camiler, hamamlar ve birçok konum verilmişti. Sağ olsun arkadaşlarımın hepsine çok teşekkürler ancak bunlar bende fazla beklentiye sebep oldu. Ve otobüsle Mardin’e giderken otobüs bir anda bir köşeyi dönüp, büyük bir kapıdan geçti ve muavinin ilginç anonsu ile irkildim. Anons ne olsa beğenirsiniz? Evet, tahmin ettiğiniz gibi. “Sayın Yolcularımız Mardin Otogarını Gelmiş Bulunmaktayız. Çantalarınız .... Diye devam ediyordu. Ben ise adeta bir şoktayım. Çünkü durduğumuz yerin şu meşhur Mardin resimleriyle alakası yoktu.


Her yer artan ve kopyala yapıştır kültürüne yenik düşmüş, adeta betona gömülmüştü. Şehrin beton bataklığından bağırdığını duabiliyordum. Otogardaki taksiciye sorduğumda mevcut bölgenin yeni yerleşim alanı olup kira ve satış bedellerinin en yüksek olduğunu öğrendim. Ama ortada ne Mardin vardı ne de kültür ve yaşanmışlık. Orta da olan tek şey betondu. Yani beni biri yolda kaçırıp olduğum yere getirse ve bana burası İstanbul’un bir ilçesi olduğunu söylese inanırdım.

Bu sorun aslında sadece Mardin’ özgüde sayılmazdı. Şanlıurfa, Gaziantep hele ki Diyarbakır’ı bir görün şehirden otogara gitmek için abartısız 45 dakika dolmuş yolculuğu yapmış ve git git bitmeyen sürekli apartmanların yükseldiği bir şehire dönmüştü. Ben bu kaosu ilk İstanbul’da metrobüse bindiğim de yaşamıştım. Bitmeyen apartmanlar bölgesi yapmışlar.



Mevcut şok sonrası nihayet Taksi ile meşhur resimlerin çekildiği kahverengi topraktan evlere ulaştık. Orası şehrin bir köşesinde antik alan gibi bir yermiş ama güzel olan Ani veya Efes gibi terk edilmiş bir şehir değil de, halen yaşanılan bir bölgesi olması. Bayram tatilinde aşırı kalabalık olması sebebiyle arkalardan bir yerden girdik meşhur bölgeye. Eski yapılar, klasik yöresel dükkânlar, insanların güler yüzlü olmasıyla tam da beklediğim gibiydi. Hele ki bir manzarası vardı. Deniz manzarası dışında hiç bir manzaradan etkilenmeyen ben için, bile muazzam ve ikna ediciydi. İnsanın seyahat ettiği yere göç edesi gelirmiş derler ya ama ben cidden oraya göç etmek hatta kalmak isterdim. Ama hem bayram hem de temmuz sıcakları gezi de beynim pişmesine neden oldu. Ve 3 saat yürüyerek gezdikten sonra (sokakları dar, otomobil ile gezmeniz imkansız) dönüş yoluna geçtik .Ama aynı bölgeye, bir arazi aracı(tepesinde çadır olan) ile 3 gün ayıracağım bir ekstra tur düşüncesindeyim. Size de tavsiyem bölgeye sadece Mardin için mutlaka uğrayın.


Sonuç olarak atalarımız gibi artık aynı evlerde yaşamıyor. Gelişen teknoloji olarak da dünyanın her yerine aynı anda ulaşabiliyor olmamız, bence kültürümüzü unutmamız için bir bahane olmamalı. Benim hayalim de sadece bir köşesi değil de tüm Mardin’in aynı konsept ile ve yeni teknolojiyi birleştirerek tüm şehrin yapılaşmasıydı. Gelişmek ile asimile olmanın aynı anlamda olmadığını idrak etmemiz gerekli. Bunu kendi şehrim olan İzmir’den tutun tüm Türkiye’de görüyorum. Her yer, her yere benziyor ve git gide kimliğimizi kökenimizi unutur hale geldik. Bunun için ne yapabiliriz diye kesin bir tezim olmamakla birlikte, aklıma gelen ilk fikir en azından, ayda bir kez tüm ailemizle toplanmak. Atalarımızı yat edip kültürümüze sahip çıkmak olabilir. Bahsettiğim var olan teknolojiyi çöpe atmak değildir sakın böyle anlaşılmasın ama teknolojiyi kendimize uydurabileceğimizi düşünüyoruz. Sonuçta beyni modifikasyona en yatkın milletiz ve bununla da gurur duyuyorum.

Beni okuduğunuz için çok teşekkür ederim.


Saygılarımla;

Tunç Yenihayat

0 görüntüleme

Ulaşım Bilgileri

+90 555 838 8188

hayatiminalfabeiledansi@gmail.com

Konak İzmir

Tüm Hakları Saklıdır 

HayatiminAlfabeİleDansi 2019

Desgned By: Tunç Yenihayat

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now