Şanlıurfa'nın Fethi

En son güncellendiği tarih: 30 Kas 2019

Tarihe ilginiz var mıdır bilmiyorum ancak dolaylı olarak araştırdığım kaynaklar da şöyle bir cümleye rastladığınıza eminim. O da “Her milletin kendine göre bir yeteneği vardır” . Biz Türkler’in ki de savaşmak :)


Dünya tarihine bakarsak Türkler’in savaş konusunda başarılı olduğu hakkında boy boy kitaplar buluruz. Mezopotamya başta olsun 1071 sonrası Malazgirt zaferiyle bu yeteneğimizi Anadolu’da kullanmış, 1453 İstanbul fethi ile bunu kanıtlamışız.


İstanbul’un fethi Avrupa kentleri için yolumuzu açmış. Balkanlardan sonra Viyana kapısına dayanmamıza kadar devam etmiştir. Zamanına göre hoşgörülü iç yönetime sahip Osmanlı devleti, ele geçirdiği topluluklarda ki halkın mevcut yaşamını değiştirmemiş sadece bölgeye Anadolu'muzdan Türk milleti yönlendirmesi yapmıştır. Ek olarak ise Müslümanlığı yaygınlaştırmak için , Müslüman olan her kimseye imtiyazlar sağlamıştır.


Her ne kadar bu tutumu yıkılma döneminde başına bela açsa da bence takdiri hak eden bir iç yönetim şekli olmuştur. Keşke günümüz Türk yöneticileri de kendinden olmayana saygı duyarak atamız olan Osmanlı padişahlarını kendilerine örnek alabilme büyüklüğü gösterebilse.


Konumuza dönmek gerekirse daha önceki yazılarımda da bahsettiğim üzerine ben ve ailem birer balkan göçmeniyiz. Aslen Maciriz (arada ki farkı anlatarak başınızı şişirmek istemem. İlgilenen kişi ‘Google’ a sorarak bunu ayrıntılı öğrenebilir) . Türkiye ‘ ye ilk göç dalgası 1877 de başlasa da , bizimkiler 1960’da göç etmiş. Dayım balkanlar da doğmuş annem ise Türkiye’de. Balkanlara Osmanlının Türkleşmesi projesi olarak başka kıtadan mı gittik orasını bilmiyorum. Benim bildiğim balkan kökenli bir Türk’ üm ve doğma büyüme,üniversite hatta askerliğimin acemiliği bile İzmir’de olan bir İzmir’ liyim.



Bizimkiler neden balkanları bıraktı da döndü az çok biliyorsunuz ki, evet iç huzurun kaçması. Bulgar çetelerin köy baskınları, toplu katliamlar ile Osmanlıdan sonraki bölge yönetimini buna göz yumması. Daha kendi topraklarının yönetimini zor karşılayan genç Türkiye Cumhuriyeti’de dedelerimin topraklarını bırakmalarına sebep olmuştur. Hatta bu konuyu ‘Elveda Rumeli’ dizisinde çok da güzel işlediler. Ara ara izlerim. Nede olsa kan çekiyor.


Her büyük şeyin yıkımı acı dolu olduğu gibi , Osmanlının düşüşü de acı doluydu. İşgalci devletlerin bizi paramparça etmesi. Merkez İstanbul’un elinin kolunun bağlı olması ve daha bir çok sebep. Ama Anadolu halkı direnci kolay düşmemiş ki bir çok cesur yiğidimiz mahalli dirençlere devam etmişti. Ve Osmanlının cesur komutanları başta Mustafa Kemal Atatürkün liderliğinde mahalli direnişleri tek merkezden kontrol ederek ‘Kurtuluş Savaşı’ nı kazanarak vatanımızı kurtarmışlardır.


Savaş sırasında her mahalli direniş kendi imkanlarını sonuna kadar kullanmış ve mertçe savaşmışlardır. Hatta aralarında bir adım önce çıkan bölgelerimizde mevcut olup, isimleri değiştirilerek bu başarılı ölümsüzleştirilmiştir. Mevcut yazımızın ana konusu olan Urfa şehrimiz de bu şehirlerimizden biridir ve adı ‘Şanlıurfa’ olarak değiştirilmiştir (1). Kendileri savaş sırasında Fransız hükumetine karşı gösterdiği üstün hizmetlerinden dolayı şahsım adına tebrik ediyorum.


Babam ile güneydoğu gezimin ikinci şehir ve durağı da bu cesur şehir olan Şanlıurfa bölgesine oldu. Gerek coğrafyasının güzelliği, insanlarının sıcaklığı olsun. Çok hoşuma gittiğini belirtmek isterim ancak leziz urfa kebapları biraz sindirim sistemini bozduğunuda itiraf etmek isterim. Ama bugün yine gitsem yine sabah,öğle,akşam kebap yerdim.



Şehire varır varmaz şehrin yüzü olan Balıklıgöl’ geçtik. Resimlerde göründüğünün aksine kocaman bir alana sahip olup,şehrin tam merkezinde yer almaktadır. Şahsen ben biraz daha şehir dışında bir mesire alanı gibi düşünmüştüm ama yanılmışım. Alanın içinde havuza ek olarak çeşit çeşitli ibadet yerleri de bulunmaktadır. Ölmeden önceki görülmesi gereken yüz yer olarak eklenmelidir.

Ancak her güzel şeyin elbet bir kötü yanı misali, şehir de fark edilmeyecek kadar çok olan bir Suriyeli krizi var. Türkiye’ nin her yeri öyle olduğunu savunabilirsiniz ancak bu bölge bunu bir tık üstüne ulaşmış. Türkiye Mülteciler Derneği 2019 verilerine (2) bakıldığında ise şehrin tüm nüfusunun, Suriyeli nüfusu oranına bakıldığında %20 ile Şanlıurfa Türkiye genelinde 3. olup, ilk sıra da %80 ile Siirt ve % 21 Hatay yer almaktadır. Rakamsal olarak en fazla mülteci ise mega kentimiz olan İstanbul da yer almaktadırlar.


Toplu göç konusunda daha önce ki yazılarımda da belirttiğim üzere ülke yönetimi olarak çok başarılı olamadığımızı Şanlıurfa da açıkça görmüş bulunmaktayım. Şehrin bir çok tarihi bölgesi çöpler içinde ve şehir ter kokmakta. Buna betonlaşma sonucu yüksek binaların bölgesel hava sirkülasyonunu etkilemesi de etkili ancak bu durum rahatsızlık verici durum da maalesef. Ve bölgedeki mülteci popülasyonu giyim konusunda bölge halkına uyum göstermemiş. Etrafta uzun sakallı uzun elbiseli insanların dolaşması ilk başta ürkmeme sebebiyet vermişti. Adeta Türk plakalı araçların dolaştığı bir arap şehrinde geziyor gibi hissediyordum.


Mevcut durum bölge halkı için ilk başlar da problem teşkil etmez iken son dönemler de mülteci kişilerin iş yeri açmalarına göz yumulması bölge halkında işsizliğin artmasına sebep olmuştur. Hatta gece kalmak için şehir otellerinin bazıları Suriyeli halkına ait olup, Türkçe konuşan insan bulmakta zorlandığımızda olmuştu.


Sonuç olarak Kurtuluş Savaşı sırasında üstün çabasıyla ‘Şanlı’ unvanı alan bir şehrin toplu göçün aktif bir şekilde yönetilememesi sonucu resmen fetih altında olduğunu görmek çok üzücü. Keşke yöneticilerimiz Müslüman kardeşlerimize kapıları açarken bunu geçici olarak görmeyip, uzun soluklu bir planla yerleşim yapılmasına imkan sağlasaydı. Bugün ne Türk halkı mağdur olurdu ne de hiç bir güvencesi olmayıp geleceği tamamen muallak ta olan bir mülteci sorunumuz olurdu.


Sakın Suriye halkına kızdığım düşünülmesin sonuçta mülteciler de insan ve onlar da iyi bir gelecek için çalışıyor ve emek harcıyorlar. Bizim kadar onlar da şu an endişeli ve boşlukta. Benim hatalı bulduğum ülke iç yönetim de ki plansızlık. Keşke iç işleri yönetimi İstanbul Belediyesi için harcadığı enerjinin on da biri kadar bu savaştan kaçan bir millet ile Türk milletinin geleceğin için harcasaydı.


Kaynakça

(1) http://www.hurriyet.com.tr/sanliurfaya-sanli-unvaninin-verilmesi-kutlan-40875532

(2) https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/


Saygılarımla


Tunç Yenihayat

0 görüntüleme

Ulaşım Bilgileri

+90 555 838 8188

hayatiminalfabeiledansi@gmail.com

Konak İzmir

Tüm Hakları Saklıdır 

HayatiminAlfabeİleDansi 2019

Desgned By: Tunç Yenihayat

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now